Alaçatı, Yunanistan’ın, İtalya’nın, Fransa’nın yıllardır sürdürdüğü “küçük olsun ama yerel, özgün, kaliteli olsun” turizm anlayışını tek başına başarabilmiş bir kasaba. Son 7-8 yıldır, deniz kenarında olmadığı halde bu kadar sevilmesinin, öne çıkmasının nedeni işte bu. Alaçatı bundan 10-12 yıl öncesine kadar sadece bilenlerin gittiği, inle cinin top oynadığı bir yerdi. Eski bir Rum yerleşimi. Zamanında hayli müreffeh bir yermiş. Şimdi camiye çevrilmiş dev kilisesinden de anlamak mümkün gelişmişliğini ve nüfusunu. Kasaba, ortasında bir meydanı olan bir ana cadde (Kemalpaşa Caddesi) üzerinde kurulu. Eski yerleşimin ana unsuru dar sokaklar ve “sakız cumba” dedikleri camekânlı kare çıkmaları. (Sakız Adası’nda da rastladık bazı köylerde benzer cumbalara)

Kasaba, 2000’lere kadar miskin miskin yarı metruk yarı harap duruyordu. Ara sıra (o da su ve sarımsak almak için) Çeşme’den başka bir yer bilmeyen (ve de bilmek istemeyen) İzmirliler uğruyordu. Sonra İstanbul’dan bir iki sörf meraklısı, bir iki eski ev sever geldi. Kalacak yer bulamadıkları için gittiler. Zeynep Öziş ise geldi ve kaldı. Eski bir taş ev aldı restore etti ve Alaçatı’nın ilk otelini açtı: Alaçatı Taş Otel. Ege’nin daha çok öteki tarafında alışık olduğumuz bir üslupta, mavi beyaz, son derece ölçülü feminen bir şıklıkta bir konuk evi… Zeynep Öziş’in buraya yerleşmesi, kasabanın kaderini hiç umulmayacak bir şekilde değiştirdi. Bir kaç yıl sonra benzerleri açılmaya başladı. İlk örneklerin hepsi Taş Otel’i taklit ediyordu. Sonra yavaş yavaş farklı stiller de gelişti ama hepsinin ortak tarafı kasabanın mimari dokusuna uygun, neo-Egeli diyebileceğimiz bir stilde olması. Bu bakımdan Türkiye, Alaçatı’ya çok şey borçlu. Bana sorarsanız Alaçatı, ciddi olarak bir okul addedilmeli. Sevimli ve tarihi dokusunu korumuş bir köy/kasaba nasıl çirkinleşmeden aksine güzelleşerek iktisadi kalkınmasını yapabilmiştir hem belediyecilik yönünden, hem işletmecilik yönünden incelenmeye değer bir vaka. Zira Türkiye’de bu çok denendi ama bu kadar başarılı bir sonuca hiç ulaşılmadı. Mercedes C90 ile gittiğim Alaçatı’da sizin için en yeni otelleri, lokantaları ve dükkanları derledim…

Alaçatı’da kalınacak yerler

Kurabiye Otel
Alaçatı’nın dar sokaklı, tarihi mahallesinde, avlulu tatlı bir yaz evi. Oturma ve kahvaltı odası şömineli, kanepeli. Bahçede ise bir açık hava jakuzisi mevcut. Odalar beyazlar içinde. En alt katta sauna ve buhar odası da var. http://www.gezginsincap.com/kurabiye-otel-alacati

 

 

 

 

 

 

Alura
Nefis bir bahçe içinde çok güzel bir Alaçatı evi. Bina açık mavi ve beyaz. Odalar, doğal ve içten.
Sabahları yoga ve pilates seansları yapılıyor. Merkezde. Taze sıkılmış meyve sularından sağlık kokteylleri yapıyorlar. http://www.gezginsincap.com/alura-hotel-alacati

Moy Otel
Açık maviye boyanmış sakız cumbalı, taş kaplama güzel bir ev. Her odanın ayrı bir ambiyansı var. Güzel bir havuz binayı çevreliyor. Odalarda özel tasarım baldaken yataklar göz dolduruyor. Aynı zamanda briç de öğrenebilirsiniz. www.gezginsincap.com/moy-otel-alacati

Deniz Kabuğu
Sörf yolu üzerinde, kasabadan 20 dakikalık yürüme mesafesinde. İkisi de sörfçü olan Kaya çiftine ait.25 metrekarelik geniş odalarıyla öne çıkıyor. Eşyayla sık boğaz etmeden neredeyse komple beyaz, aydınlık odalar yaratmışlar. Kahvaltı saati sınırlaması yok. www.gezginsincap.com/denizkabugu-otel-alacati

 

 

 

 

 

 

Mercan Köşk
Geçtiğimiz sezonun ortasında açıldı. Açılış kurdelesini Rahmi Koç kesti. Diğer otellerden farklı olarak
buranın hâkimi mercan kırmızısı. Kahvaltıda organik ürünlerle hazırlanmış bir ziyafet hazırlıyorlar. Onun dışında akşam kokteyllerde de hayli iddialılar. http://www.gezginsincap.com/mercan-kosk-alacati

Bisiklet Yolu: Atina’dan Çeşme’ye

2-3 yıldır Alaçatı sörfçülerden sonra bisikletçilerin de dostu olmaya çalışıyor. Belediyenin ve otelcilerin katkısıyla Alaçatı ve civarı bisikletliye uygun hale getirilmeye çalışılıyor. Bu konuda öncülüğü Alaçatı Sedirli Ev’den Zeynep Erdem yapıyor. (gezginsincap.com/alacati-sedirli-ev) Zeynep Hanım, konuklarına bisikletlerinden birini ödünç vermekten büyük mutluluk duyuyor. İsteyen gruplara şehir içinde veya civarda piknikli özel bisiklet turları düzenliyor. Avrupa Bisiklet Federasyonu ise şimdiye kadar Atina’ya kadar uzanan 8 numaralı bisiklet yolunu Çeşme ve Alaçatı’ya doğru devam ettirme kararı aldı. Atina’dan Çeşme’ye feribot ile geçilecek ve Alaçatı’dan sonra da Ovacık ve Zeytineli’ye devam edecek. 100 kilometrelik bisiklet yolu bitmek üzere. www.eurovelo.org

Taze lezzetler

Asma Yaprağı:
Hacı Memiş mahallesinde bu kış açılan dünya tatlısı bir lokanta. Çok uzun zamandır Alaçatı’da yaşan Ayşe Nur Mıhçı’nın yeri. Daha önce bahçeli evinde dillere destan kahvaltılar veriyordu. 4 yıllık otelcilik deneyiminden sonra yine esas işine döndü. Yemekler tamamen günlük malzemeden. İlk bakışta anne usulü ama tadınca Ayşe Mıhçı dokunuşları hissediliyor. Hoplatma patatesli levrek fileto, çağla bademli kuzu, pazı sufle ve ısırganlı kol böreği aklımızı başımızdan alanlar. 0232 716 0178 www.asmayapragi.com.tr

Barbun:
Meydanı çevreleyen sokakta, eski güzel bir Alaçatı evinde geçen yaz açılan Barbun bir şef lokantası. Alaçatı stil (bol beyaz) çok sempatik bir yer. Mutfak görünür vaziyette. Kemal Demirasal yerel malzemeyi Fransız usulü pişirip son derece çarpıcı yemekler yaratmış. Orkinos tartar, poşe deniz levreği, braise et tattıklarımızdan. 0232 716 83 08 www.barbunalacati.com

 

 

 

 

 

Çılgın tasarımlar

Raspa Tasarım Atölyesi
Alaçatı’nın sakin mahallesi Hacımemiş’te eski bir taş evin alt katında faaliyet gösteren küçük bir atölye. Destina Akgün ve Dilara Baskan sipariş üzerine kişiye ve mekana özel ahşap mobilya ve aksesuar tasarımları yapıyorlar. 0232 716 75 03

 

Mutlu Tönbekici


yaşam
  • SON EKLENENLER