Otomobiller ve 13-15 yaşlarındaki gençler, birlikte neredeyse hiçbir zaman iyi bir ikili oluşturmaz. Yine de, bu yaşlarda, kişiliklerinin temellerini attıkları için, görülen her olumlu etki gelecekte meyvesini verecektir. Bu gerçeği göz önüne alan Mercedes-Benz, genç yaş grubuyla ilgilenerek bir sonraki nesli, potansiyel sürücüleri haline getirmeye karar verdi. Mercedes-Benz, Mercedes-Benz Berlin’de uygulanan ve çok konuşulan eğitim programı “RoadSense” ile gençlerin yolcu olarak edindikleri alışkanlıkları bir adım ileri götürmeyi hedefliyor. Programa katılan gençler, eğlenceli ve pratik bir şekilde öğretilen derslerden sonra, arabayı kullanmayı öğreniyorlar.
Bu değerli dersler şu anda anlam ifade etmiyor gibi gelebilir. Fakat Mercedes-Benz Berlin’de karşılaştığım sekizinci sınıf öğrencilerinden hiçbiri sıkılmış görünmüyordu. Hatta ehliyetleri olmasa da yolları daha güvenli kılmak için neler yapılabilir diye düşünüyorlardı. Hangi sınıfta bir arabanın içinde ters döndürülürsünüz veya tamamen uyanıkken alkollü araç sürüyor gibi hissedebilirsiniz? RoadSense gençlere pratik bilgilerle akılda kalıcı dersler veriyor. Karşılaştığım çocuklar çok düşüncelilerdi ve grup halinde tartıştıkları zaman, trafiği daha güvenli hale getirmek için neler yapılması gerektiğini kolaylıkla anlıyorlardı. Elbette en heyecanlı kısmı gerçek bir arabanın direksiyonuna geçmek ve nasıl bir şey olduğunu görmekti. Tabii ki bunlar gerçek sürüş dersleri değil ve sürüş alanı da kapalı bir alandı. İlk elden cep telefonları, yüksek müzik veya uçan bir şey dikkatimizi dağıttığında ne olur soruları geleceğin sürücü adaylarını şaşırttı ve hiç unutulmayacak bir ders oldu.
Tek tekerlek üstünde
Daha çok sirklerde görmeye alışık olduğumuz tek tekerlekli bisikletler üzerinde ...
GLK yenilendi Sağlam duruşu ile daha dinamik bir otomobil
Yeni GLK modelinin dış ...
"Sorumluluk sahibi bir sürücü olmak için ilk adım" için 1 Yorum var
hacı ismail kahraman
ABD: Paranın yarısı bizden
ABD: Paranın yarısı bizden
ABD Büyükelçisi Robert Pearson (Sağda), Kayserili işadamlarının stratejik planlama yeteneğini övdü. FOTOĞRAF: ALPPER KEKEC/DHA
ABD Ankara Büyükelçisi Pearson, IMF’nin verdiği 35 milyar dolar kredinin yarısının Amerikalı vergi mükelleflerince karşılandığını belirterek, ‘Bunun için ekstra vergiyi kabul ettiler’ dedi
06/03/2002 (444 kişi okudu)
KAYSERİ – ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, ABD ile Türkiye arasında stratejik ortaklığın, ancak Türkiye’nin büyümesi, sürekli refah, dinamizm ve demokrasiyi gerçekleştirmesi halinde başarılı olacağını söyledi.
Kayseri Genç Sanayici ve İşadamları Derneği (GESİAD) tarafından düzenlenen ‘ABD ile Ticari İlişkilerimiz’ konulu konferansta yaptığı konuşmada, ABD’nin, Türkiye’nin en büyük destekçisi olduğunu kaydeden Pearson, şunları söyledi:
ABD’li ekstra vergi ödedi
“ABD, desteği 50 yıldır veriyor. Türkiye’nin terörizme karşı verdiği mücadelede de yanında oldu. En son krizde de ABD, Türkiye’ye 35 milyar dolarlık yardım yapılmasında yardımcı oldu ve mutluluk duydu. Bu yardımlar IMF’nin bugüne kadar verdiği en büyük yardımdır. Bu yardımın yarısı yani 17 milyar doları, ABD’de vergi ödeyenlerce karşılanmıştır. Bu parayı vermek için ABD’de vergi ödeyenler ekstra vergi ödemeyi kabul etmişlerdir.”
Pearson Türkiye ile ABD arasındaki ticaretin dengeli olduğunu belirterek, ”1990 yılında 3.25 milyar dolar olan karşılıklı ticaretimiz, son 12 yıl içinde ikiye katlanarak 2001′de 6.5 milyar dolara yükseldi. Ticaretimiz dengeli ama çok düşük. Bence, ABD pazarlarında rekabet edebilmenin planlamasını yapmak, üreticiler bakımından stratejik zorunluluk. Kayserili üreticiler bunu yapacak yeteneğe sahiptir” dedi.
Herhangi bir ekonominin canlılığı ve üretkenliğinin geliştirilmesi, değişen pazar koşullarına cevap vermedeki esnekliğin, şirket ya da kent düzeyinde yatırım kararına bağlı olduğunu belirten Pearson, “Ancak hiçbir şirket ya da kent, makroekonomik tabloyu, yani global ticaret ve finansal pazarlardaki eğilimleri ve baskıları, merkezi hükümetin politika olarak cevabını göz ardı edemez. ABD ile Türkiye arasındaki stratejik ortaklık, ancak Türkiye büyürse, sürekli refahı, dinamizmi ve demokrasiyi gerçekleştirirse başarılı olarak gelişebilir” dedi.
Türkiye’nin Körfez Savaşı sonrası 50 milyar doların üzerindeki ekonomik kaybının karşılanması konusunda ABD’nin ne düşündüğü yolundaki bir soruyu da Pearson, şöyle yanıtladı:
“1991′de Saddam Hüseyin Kuveyt’ten çıkarılmasaydı, bunun Türkiye üzerindeki sonuçları ne olacaktı? Saddam Hüseyin’e karşı hızlı bir eylem geliştirerek, sadece Türkiye’nin değil, bölgedeki bütün ülkelerin milyarlarca dolarlık ekonomisini kurtardık. Türkiye’nin kaybı savaş sırasında meydana gelen bir durum değildir, savaşın ardından Bağdat’ın takındığı tutumundan dolayı oluşan bir durumdur.”
‘Kayseri sanki Chicago gibi’
ABD-Türkiye ticari ortaklığında Kayseri’nin lokomotif bir rol oynayabileceğini belirten Pearson, şöyle konuştu:
“Kayseri iş toplumu, kentin dokusunu destekleyerek sivil toplumun büyümesine katkıda bulunmuştur. Bu bakımdan Kayseri bana Chicago, Cincinnati ve Minneapolis gibi Amerika’nın ortasındaki muhteşem kentleri hatırlatıyor. Buralarda aile şirketleri kalıcı işler kurmuşlardır ve girişimciler kendi kentlerinin kültürel ve manevi yaşamlarının canlılığına katkıda bulunmuştur. Eminim ki, Türkiye’de bizimle ticaretin lokomotif rolünü üstlenecek şehir Kayseri olacaktır.” http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=31081&tarih=06/03/2002
AMERİKA İLE YOLLARIMIZN KESİŞTİGİ İLK AN. O GÜNDEN BUGÜNE ÇOK İLERLEME SAGLANDI. BİRBİRİMİZİ ANLAYABİLİYORUZ. 6 YIL BUSH DÖNEMİ 3 YIL OBAMA DÖNEMİ TAM 9 YILLIK BİR SERÜVEN. VE HİÇKİMSE BİBİRİNDEN VAZGEÇMİYOR.
SİZİNLE BİZİ KIYSLAMAK ZOR. ARADA UÇURUMLAR VAR. KENDİNİ TANI DAİMLER.
ABD: Paranın yarısı bizden
ABD: Paranın yarısı bizden
ABD Büyükelçisi Robert Pearson (Sağda), Kayserili işadamlarının stratejik planlama yeteneğini övdü. FOTOĞRAF: ALPPER KEKEC/DHA
ABD Ankara Büyükelçisi Pearson, IMF’nin verdiği 35 milyar dolar kredinin yarısının Amerikalı vergi mükelleflerince karşılandığını belirterek, ‘Bunun için ekstra vergiyi kabul ettiler’ dedi
06/03/2002 (444 kişi okudu)
KAYSERİ – ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, ABD ile Türkiye arasında stratejik ortaklığın, ancak Türkiye’nin büyümesi, sürekli refah, dinamizm ve demokrasiyi gerçekleştirmesi halinde başarılı olacağını söyledi.
Kayseri Genç Sanayici ve İşadamları Derneği (GESİAD) tarafından düzenlenen ‘ABD ile Ticari İlişkilerimiz’ konulu konferansta yaptığı konuşmada, ABD’nin, Türkiye’nin en büyük destekçisi olduğunu kaydeden Pearson, şunları söyledi:
ABD’li ekstra vergi ödedi
“ABD, desteği 50 yıldır veriyor. Türkiye’nin terörizme karşı verdiği mücadelede de yanında oldu. En son krizde de ABD, Türkiye’ye 35 milyar dolarlık yardım yapılmasında yardımcı oldu ve mutluluk duydu. Bu yardımlar IMF’nin bugüne kadar verdiği en büyük yardımdır. Bu yardımın yarısı yani 17 milyar doları, ABD’de vergi ödeyenlerce karşılanmıştır. Bu parayı vermek için ABD’de vergi ödeyenler ekstra vergi ödemeyi kabul etmişlerdir.”
Pearson Türkiye ile ABD arasındaki ticaretin dengeli olduğunu belirterek, ”1990 yılında 3.25 milyar dolar olan karşılıklı ticaretimiz, son 12 yıl içinde ikiye katlanarak 2001′de 6.5 milyar dolara yükseldi. Ticaretimiz dengeli ama çok düşük. Bence, ABD pazarlarında rekabet edebilmenin planlamasını yapmak, üreticiler bakımından stratejik zorunluluk. Kayserili üreticiler bunu yapacak yeteneğe sahiptir” dedi.
Herhangi bir ekonominin canlılığı ve üretkenliğinin geliştirilmesi, değişen pazar koşullarına cevap vermedeki esnekliğin, şirket ya da kent düzeyinde yatırım kararına bağlı olduğunu belirten Pearson, “Ancak hiçbir şirket ya da kent, makroekonomik tabloyu, yani global ticaret ve finansal pazarlardaki eğilimleri ve baskıları, merkezi hükümetin politika olarak cevabını göz ardı edemez. ABD ile Türkiye arasındaki stratejik ortaklık, ancak Türkiye büyürse, sürekli refahı, dinamizmi ve demokrasiyi gerçekleştirirse başarılı olarak gelişebilir” dedi.
Türkiye’nin Körfez Savaşı sonrası 50 milyar doların üzerindeki ekonomik kaybının karşılanması konusunda ABD’nin ne düşündüğü yolundaki bir soruyu da Pearson, şöyle yanıtladı:
“1991′de Saddam Hüseyin Kuveyt’ten çıkarılmasaydı, bunun Türkiye üzerindeki sonuçları ne olacaktı? Saddam Hüseyin’e karşı hızlı bir eylem geliştirerek, sadece Türkiye’nin değil, bölgedeki bütün ülkelerin milyarlarca dolarlık ekonomisini kurtardık. Türkiye’nin kaybı savaş sırasında meydana gelen bir durum değildir, savaşın ardından Bağdat’ın takındığı tutumundan dolayı oluşan bir durumdur.”
‘Kayseri sanki Chicago gibi’
ABD-Türkiye ticari ortaklığında Kayseri’nin lokomotif bir rol oynayabileceğini belirten Pearson, şöyle konuştu:
“Kayseri iş toplumu, kentin dokusunu destekleyerek sivil toplumun büyümesine katkıda bulunmuştur. Bu bakımdan Kayseri bana Chicago, Cincinnati ve Minneapolis gibi Amerika’nın ortasındaki muhteşem kentleri hatırlatıyor. Buralarda aile şirketleri kalıcı işler kurmuşlardır ve girişimciler kendi kentlerinin kültürel ve manevi yaşamlarının canlılığına katkıda bulunmuştur. Eminim ki, Türkiye’de bizimle ticaretin lokomotif rolünü üstlenecek şehir Kayseri olacaktır.”
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=31081&tarih=06/03/2002
AMERİKA İLE YOLLARIMIZN KESİŞTİGİ İLK AN. O GÜNDEN BUGÜNE ÇOK İLERLEME SAGLANDI. BİRBİRİMİZİ ANLAYABİLİYORUZ. 6 YIL BUSH DÖNEMİ 3 YIL OBAMA DÖNEMİ TAM 9 YILLIK BİR SERÜVEN. VE HİÇKİMSE BİBİRİNDEN VAZGEÇMİYOR.
SİZİNLE BİZİ KIYSLAMAK ZOR. ARADA UÇURUMLAR VAR. KENDİNİ TANI DAİMLER.