Stuttgart yakınlarındaki Kirchheim’de, F-CELL’lerin üretildiği yerdeyim! World Drive takım arkadaşlarımla tekrar buluşmak çok güzel. Michael, Rudi, Talip, Marie, Toshio ve diğerleri! Fakat sadece eski dostlarla buluşmak için değil, Mercedes-Benz’in F-CELL tarihini sizlere anlatmak için buradayım.

Turumuzu takip etmeyenler ve bu teknolojiye pek aşina olmayanlar için birkaç küçük kısa bilgi verebilirim. Benzinli bir otomobil yüksek bir basınç seviyesi kullanarak hidrojen ile yakıt ikmali yapar. Hidrojen havadaki oksijenle reaksiyona girer. Sonuç olarak açığa çıkan elektrik akımı elektrikli motoru çalıştırır. Mesafe: 380 kilometre. Tek emisyon: Su!

Kulağa çok kolay geliyor, değil mi? Fakat elbette o kadar değil! F-CELL World Drive başarısı Mercedes-Benz’in F-CELL geliştirme tarihindeki çok önemli bir dönüm noktası, fakat başarıları bununla sınırlı değil elbette. Kirchheim’deki F-CELL’lerin sergilendiği alanda, altı araç bu sürdürülebilir teknolojiye olan inancın hikâyesini gösteriyor. 1994 yılında Mercedes-Benz, NECAR 1 olarak bilinen “Elektrikli Otomobil 1″i piyasaya sundu. Bu otomobil, B-Serisi’ne kıyasla gündelik hayata daha az uyum sağlayan bir otomobildi çünkü sistemin kendisi ön koltuklar haricindeki bütün iç alana ihtiyaç duyuyordu.

Takım Lideri Rainer Bauer F-CELL geliştirme projesinin 15 yıldır parçası: “17 yılda neler başardığımızı düşünürseniz, bu süreyi kısa bulacaksınız.” diyor. 1997 yılında NECAR 3’ün kasasına, baş aşağı duran bir kimyasal üretici yerleştirdiler çünkü yakıt hücresi için gereken hidrojen, likit metanolden alınıyordu. Sadece üç yıl sonra, sistemi geliştirenler bütün itiş sisteminin NECAR 5 ile şaside yer almasını mümkün kıldı. Fakat yine de bu seçeneği terk etmeyi tercih ettiler.

NECAR 4’te mühendisler hidrojenin soğutulmasını da denediler, bu da yüksek enerji kapasiteli sıvı bir hidrojen üretiyordu. Mesafe yaklaşık 450 kilometreye kadar çıktı. Yine de, Rainer Bauer’in bana söylediği üzere bunun bir dejavantajı mevcut: “Sıvı hidrojen ısındığı zaman buharlaşıyor ve sonrasında, kapladığı hacim %200 artıyor. Bu da şu anlama geliyor: Benzin deposunun patlamasını istemiyorsanız, depodaki hidrojeni salıvermeniz gerekli. Yani, uzun süre otomobilinizi kullanmazsanız, deponuz sıfıra iniyor.”

Basınçlanmış hidrojen de, teknikerlerin tercih ettiği yakıt oldu. 2003 yılında, F-CELL ile çalışan A-Serisi üretildi. 2009 yılından bu yana, Mercedes-Benz B-Serisi F-CELL üretimine geniş skalada devam ediyor. Bu otomobiller Avrupa ve ABD’de günlük hayatta halihazırda kullanılıyor. Bu otomobilin sahiplerinden biri de Los Angeles’ta tanıştığım Amerika Üreticiler Birliği’nin çevre dostu yöneticisi Vance Van Petten.

World Drive takım arkadaşlarım World Drive Otomobillerimiz üzerinde uzun zamandır çalışmaktalar. 2014 yılında sokaklarda olması bekleniyor. Daha fazla randıman ve etki için, yakıt hücrelerinin tasarımlarında daha fazla gelişme kaydediyorlar. Bütün itici güç sisteminin motor kısmına sığması bekleniyor. Bu da, yeni tasarımın Mercedes-Benz C-Serisi veya E-Serisi gibi Sedan modellerde kullanılabileceği anlamına geliyor.

F-CELL otomobillerden biriyle yollarda görüşmek dileğiyle…

Mercedes-Benz muhabiri: Christian Maier


teknoloji

    1 Yorum

  • SON EKLENENLER