_HMA7923

Serdar Kılıç’ı “elinde bıçakla doğada hayatta kalan adam” olarak tanımlamak büyük bir haksızlık olur. Çünkü o, kendini insanın doğayla kopan bağını tekrar kurmaya ve kültürel gelenekleri yaşatmaya adamış biri. O aslında bir sporcu, gezgin, eğitmen ve çok daha fazlası. Mercedes-Benz Magazin’in iki yıldır sürdürdüğü çekimler arasında gerçek bir yaşam deneyimi yaşatması bakımından belki de en çarpıcı olanını Serdar Kılıç’la yaptığımızı söyleyebiliriz.
Onun doğaya hâkimiyetinin tam bir uyumdan kaynaklandığını görmek herkes için ipuçları taşıyor. Serdar Kılıç’a Gücün zirvesinde G-Serisi’yle gerçekleştireceğimiz çekimin detaylarını aktardığımızda, yoğun çalışmalarına rağmen teklifimizi kabul etmesi bizi de sevindirdi.

_HMA7585

 

Bolu Mudurnu’da Bekdemirler Köyü’nde bulunan Campwolftrack’a gitmek üzere yola çıktığımızda şehrin yoğun trafiğinde ve otoyolda kusursuz bir yolculuk yaşatan G-Serisi’nin daha zorlu yol koşullarında nasıl bir performans sergileyeceği merak konusuydu. Serdar Kılıç gibi o da doğanın kucağında gücünün zirvesine mi çıkacaktı.

 

Geleneklere bağlılık
İstanbul’dan kapalı ve yağmurlu bir havada yola çıkıyoruz. İlk başta yaşadığımız, verimli bir çekim gerçekleştirme konusundaki endişelerimiz, yolda adeta süzülerek ilerleyen G 350 d söz konusu olunca yerini heyecanlı bir merak duygusuna bırakıyor. G-Serisi modellerin ilk üretildikleri 1979 yılından itibaren, arazi koşullarında zorlu görevlerin üstesinden gelen birer off-road uzmanı olmaları, adeta gün boyu sürecek maceramızın referansı oluyor. Zira
Mercedes’in bu model serisinde 36 yıldır neredeyse hiç değişmeyen etkileyici tasarımı, güce ve kaliteye
olduğu kadar geleneklere bağlılığı da ifade ediyor. Boğaziçi Köprüsü’ne varana dek geçen şehir içi sürüşümüz
sırasındaki konfor, otoyolda gerçek bir tatmin duygusuna dönüşüyor. G-Serisi’nin 245 BG’deki V6 dizel motoru uzun yol için ideal bir performans sunuyor. Kör Nokta Yardımcısı sayesinde yüksek hızlarda, aracın arka ve yanlardaki kör noktaların takip edilebilmesi, uzun yolda tam bir güvenlik hissi sağlıyor. Bir an önce varış noktamıza ulaşma
isteği ve G-Serisi’nin birçok özelliğini gözlemleyerek geçirdiğimiz yolculuğumuz; Anadolu Otoyolu’ndan, Akyazı sapağına dönüşümüzle sona yaklaşıyor.

GLE Hayatta KalKöye yaklaştıkça navigasyonun kilometre uyarıları, metreler ve adımlara dönüşüyor ve bir süre sonra kıvrımlı yollarda “Campwolftrack” yazılı tabelaları takip ederek hedefimize ulaşıyoruz. Serdar Kılıç’ın 18 yıl önce kendi çabaları ve emekleriyle hayat verdiği kamp, dağ eteklerinde, bir vadinin ortasında bambaşka bir dünyaya aitmişçesine karşılıyor bizi. Kampın girişinde yer alan ve merkez olarak kullanılan kütük evin kapısında ise Serdar Kılıç’la karşılaşıyoruz. İlk izlenim Serdar Kılıç hakkında doğada yaşayan bir “Süper Kahraman” imgesini destekliyor. ODTÜ’de Jeoloji Mühendisliği eğitimine devam ederken Beden Eğitimi ve Spor bölümüne geçen Kılıç, güçlü fiziksel yapısıyla da doğanın her zorluğu ile başa çıkabilecek bir görüntü veriyor. Elbette bu gücünü Spor Organizasyonu ve
Yönetimi üzerine yüksek lisans yaparak desteklediğini de söylemek gerekiyor. Egzersiz Fizyolojisi, Sporcu Beslenmesi ve Sağlığı konularında sertifikalı eğitimlere de katılan Serdar Kılıç, kampında çocuklara, gençlere ve çeşitli kurumların çalışanlarına yönelik düzenlediği programlarda; doğada hayatta kalma becerileri, liderlik ve takım çalışmalarına dair eğitimler veriyor.

Yaban hayatını seçen birçok kişinin aksine kentle de bağını koparmayan Kılıç’ın öğretim görevlisi olarak, Haliç Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nde Liderlik ve Grup Dinamikleri, Rekreasyon Yöntemi, Doğa Sporları gibi dersler vermesi de deneyim aktarımına verdiği önemi gösteriyor. Biz, G-Serisi’ni kütük evin önüne park ettiğimizde Serdar Kılıç da yanımıza geliyor. İçeri geçmeden bizi tanıştırmak istediği iki dostu var: Atları içinde belki de en görkemlisi olan Kuzey ve sadık dostu, sıcakkanlı bir Sivas Kangalı olan Karabaş.

 

_HMA7673

Yazımızın devamı için tıklayın!


modelleryaşam
  • SON EKLENENLER