1969 yılından itibaren “Gerçek Hayat Güvenliği” görüşünü geliştiren ve benimseyen Mercedes-Benz, her yeni keşfi ile yol güvenliğini daha da geliştirmiş oldu.

Güvenlik konusunda öncü
Modellerin sürekli iyileştirilmesi, yeni ve daha etkili güvenlik sistemlerinin geliştirilmesi temeline dayanır. Tehlikeli sürüş durumlarında, tipik tehlike noktaları ve tehlike kaynakları yüksek teknoloji araçların yardımı ile analiz edilir. Kaza araştırmalarının temel amacı, ciddi kazaların nedenlerini saptamak ve etkin sonuçları engellemektir. Mercedes-Benz’in güvenliği geliştirmek için ana motivasyonun nedeni ise yaşamın kendisidir.

Gerçek Hayat Güvenliği
Güvenlik konsepti sistematik olarak gerçek hayattaki kazaları esas alıyor. Mercedes-Benz, önemli bilgiler elde etmek ve yarının araç güvenliğini bu bilgilerle geliştirmek amacıyla, yollarda meydana gelen ciddi kazaları rutin olarak inceliyor. Olay yerinde ve kazaya karışan araçların üzerindeki deformasyon, kaza sahnesi, yolcuların yaralanma durumu en ince ayrıntısına kadar araştırılıyor.

Araçta bulunan yolcuların ifadelerine kaza raporlarından gelen bilgilerler, fotoğraflar ve kaza eskizleri de ekleniyor. Araştırmacılar bu bilgilere göre farklı perspektiflerden kazaya neden olan olayların gidişatını görmek için bilgisayar simülasyonu oluşturuyor. Bu âdeta Sherlock Holmes’un titizlikle incelediği dedektiflik işlerine benziyor.

Mercedes-Benz’in koruyucu alanı
Mercedes-Benz çığır açan araştırmaları ile koruma sistemleri ve güvenlik standartlarını belirledi. İlk olarak 1973 yılında yapılan çarpışma testi “Sindelfingen” geliştirilen ve dünya çapında tanınan bir standart haline geldi. Hava yastığı ve ESP gibi buluşlar, dünya kaza istatistiklerinin eğilimini azaltmada önemli katkı sağladı. Özellikle, ESP (Elektronik Stabilite Programı) kazaların sayısında önemli bir düşüş sağladı. Günümüzde de Mercedes-Benz modelleri, yolcu güvenliğini en üst düzeyde tutuyor ve dünyanın en güvenli otomobilleri arasında yer alıyor.


teknoloji
  • SON EKLENENLER