Orijinal olmak aslında ne demek?” sorusu dijital reprodüksiyonun ortaya çıkmasıyla daha da karmaşık hale geldi. Özellikle görsel alanda bir şeyin orijinal ya da kopya olması giderek önemsizleşiyor. Öte yandan 19. yüzyıl Alman filozoflarından Walter Benjamin’e göre sadece orijinal olan şeyler “biriciklik algısı” yaratıyor.

Mercedes-Benz’in yeni modeli GLE ise söz konusu “biriciklik algısını” yaratan nadir örneklerden biri. Bu araç, 1997’de lüks SUV segmentini kuran ve bu türün satışlarının küresel ölçekte büyük bir patlama yapmasını sağlayan M-Serisi’nin tüm genlerini taşıyor. İlgimizi çeken bu yeni nesil otomobille tanışmak için Mercedes-Benz tesislerinin de bulunduğu Almanya’nın Sindelfingen bölgesinde bir fotoğraf stüdyosuna ulaşıyoruz. Geniş bir alana yayılmış stüdyonun kapalı kapıları ardında “yeni orijinal” ile ilk kez karşılaşıyoruz. Bu gizlilik dikkatinizi çekiyor. Öğreniyoruz ki bu, otomobilin dış tasarımcısı Volker Leutz ve ürün yöneticisi Matthias Lücke’nin, GLE’yi spot ışıkları altında ilk görüşleri. Araç üzerinde önemli emeği olan bu iki isim ve ekiplerinin yıllardır harcadıkları emeğin karşılığını aldıkları bu an hepsi için özel bir anlam taşıyor. Bu durum zaten bütün ekibin heyecanından da anlaşılıyor.

Yeni GLE’nin sahneye çıkış zamanı geldi. Kayansit mavi renkteki metalik boyasıyla göz alıcı bir görünüşe sahip olan heybetli bir makine bizi karşılıyor. Bu güçlü duruş akla vücudum mükemmel hale getirmiş bir atletin özel olarak dikilmiş bir elbise içindeki halini getiriyor. Modifiye edilmiş ön ve arka kısımlar, heykel gibi işlenmiş gövde, büyük tekerlekler ve başka bir markayla karıştırılamayacak özgürlüğe sahip ön yüz, yeni GLE’nin eskisinden daha da modern bir otomobil olduğunu müjdeliyor.

 

Organik Yüzeyler

Mercedes-Benz’in şu anki tasarım dili yeni GLE’de kendini gösteriyor. Aracın tasarımosı Volker Leutz bu durumu “Tasarımdaki ana prensibimiz ‘duyusal saflık’ oldu” sözleriyle açıklıyor. Leutz ayrıca, organik yüzeylerle sert kenarlar arasındaki etkileşimin, bahsettiği tasarım anlayışının işareti olduğunu da sözlerine ekliyor.

Off-road şartlarında da şehir içindeki kadar konforlu olan bir aracın bunu dışarıya yansıtmaya hakkı var” diyen Leutz, Mercedes-Benz GLE 250 d 4MATIC’in sürekli dört tekerlekten çekiş sistemi sayesinde asfaltlı ya da asfaltsız tüm koşullarda yaşattığı güven duygusunu kastediyor.

Tasarımcıların üzerinde en çok çalıştıkları bölüm otomobilin ön kısmı olmuş. Ortasında Mercedes yıldızı taşıyan çift çıtalı radyatör ızgarası, tamponlar, hava girişleri, çamurluklar ve Mercedes’in “Power Dome” yani “Güç Kubbesi” olarak adlandırdığı kaput baştan üretilmiş.

Tasarımcılar ayrıca, Mercedes-Benz otomobillerinin karakteristik özelliği haline gelen ve insan yüzünü andıran yeni farlar da ürettiler. Tasarımda oldukça önem verilen bu konuya Leutz “Geçmişte farlar, tasarımcının katabileceklerinin dış çizgilerle sınırlandırıldığı, oluklu cam yüzeylerdi. Şimdi ise ışığın içeride nasıl çalışacağını da tasarlıyoruz. Fiber optik teknolojisi keşfedeceğimiz birçok alan yarattı” sözleriyle açıklık getiriyor. Yaptığı işe olan güvenin getirdiği daha da iddialı bir açıklamayla sözlerine devam eden Leutz “Farları, içlerinde farklı aktörleri sunabileceğimiz ve onların neler yapabileceğini sergileyebileceğimiz birer opera sahnesi olarak görüyoruz” diyor.

gle

Çekimin yapıldığı fotoğraf stüdyosu da neredeyse sınırsız imkkıların olduğu benzer bir platform sağlıyor. Otomobilin gövde hatları, fotoğrafçının günışığı lambaları ve softbox’larının altında keskin bir çarpıcılıkla parlıyor. Bir Mercedes-Benz’in bir süper modele dönüştüğü bu ortamda, odadaki gözler aracın etkileyici tasarımı üzerinde gezindiği sırada GLE’nin yolda olduğu kadar hatasız görünmesi gerekiyor. Bu çekim, tasarımcının çıkardığı işin hem eleştirildiği, hem de övüldüğü bir ortam. Bu esnada otomobilin yanında  Leutz, eleştirel bir gözle çamurlukları inceliyor. Yüzündeki ifadeden durumdan memnun olduğu anlaşılıyor. Zaten “Yüzeydeki ışık yansımalar’ için çok zaman harcadık” sözleriyle de memnuniyetini dile getiriyor. Otomobilin ön tarafında başlayan canlı uyum, SUV’nin yanları boyunca devam ediyor. Leutz “Daha kaslı ve dışbükey hatlara sahip çamurluklar, otomobilin burun kısmına daha fazla duygusal vurgu yapıyor” diyor. Eliyle dış hatların sütunundan, etkileyici yatay çizgilere doğru uzanan izleri takip ediyor. Bu sırada “Yan yüzeylere hacim verilmesi, dropping line’m daha yukarı çekilmesi ve balance line’ın daha aşağı kaydırılması” gibi otomobil tasarımına ait terminolojiyle, bu büyük aracın ezici bir görünümden çok serinkanlı bir etki bıraktığını açıklıyor.

Ürün Müdürü Lücke, GLE’yi her açıdan inceleme sırası kendisine geldiğinde “Uzun zamandır beklediğiniz ürünün harika yorumlar alması insanı inanılmaz derecede mutlu ediyor” diyor. Ayrıca “Bu otomobil sade saygı uyanıran tasarım ranlarına sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi segmenti içinde verimlilik, performans, güvenlik ve iç hacim anlamında da rakipsiz konumda bulunuyor” diyerek sözlerine devam ediyor. Gerçekten de GLE 250 d 4MATIC’in sınıfının lideri konumuna getirenler arasında 204 BG güç üreten dört silindirli dizel motoru dikkat çekiyor. Bu motor 100 kilometrede 5,4 litre yakıt tüketiyor. Bu, bu boyutlardaki bir SUV için oldukça iyi bir rakam. Duyuların yeni zirvesi GLE serisinin 442 BG gün üreten hibrit motora sahip modeli GLE 500 e 4MATIC Plug-in Hybrid’in rakalamları ise oldukça sansasyonel. Araç 100 kilometrede yalnızca 3,7 litre benzin kullanıyor ve hiç karbon salınımı yapmadan 30 kilometre yol kat edebiliyor.

gle250d

Bunun yanında otomobildeki birçok akıllı yardım sistemi sayesinde aktif sürüş güvenliğinin dikkat çekici bir hassasiyete ulaştığı görülüyor. Opsiyonel olarak sunulan BAS Plus ve Cross-Traffic Asisst(kavşak Yardımcısı) gibi teknolojiler, yandan yaklaşan bir araçla çarpışma riskini tanımlamak içi iki kamera ve radar sönsörleri kullanıyor. Böylece sürücüyü en kötü senaryo gerçekleşmeden önce görsel ve işitsel olarak uyarıyor.

 

Atalarının Ruhu
Orijinal modelin geleneksel DNA’sına ve bu DNA’nın GLE ve gelecekti diğer SUV modellerine nasıl aktarıldığna dair daha fazla bilgi edinmek istedik. bu durumda konuşmamız gerek kişi, modelserileri uzmanı Matthias Lücke’nin ta kendisiydi. Lücke, merakımızı geniş C sütunu, her M-Serisi modelini diğer SUV’lerden sıyıran klasik, ancak anlaşılmadık bir özelliktir. Bu gövde öğesi, evrimsel çizgiyi herhangi bir öğeden daha fazla yansıtıyor, bu yüzden GLE’ye aktarıldı” sözleriyle gideriyor. Lücke’nin sözlerinden sonra düşüncelerimiz netleşiyor. Çağdaş tasarımıyla GLE, Mercedes-Benz off-road araçlar kategorisinde, daha dokunuşlu bir görünüşe sahip GLA’nın yanındaki yerini alıyor. bu net yapı, Mercedes-Benz’in yeni isim sınıflandırmasına da uyuyor. Önceki GL harfleri artık off-road araçları işaret ederken sonraki harf (A,E, vb.) aracın hangi model segmentine bağlı olduğunu belirtiyor.

Sonunda, dış tasarımcı Volker Leutz fotoğraf ışıklarının söndürülmesini rica ediyor. Böylece stüdyo ortamındaki suni gece ortamında otomobilin arka LED-lerinin yol işaretleri gibi parlamasıyla karşılaşıyoruz. Artık aracı stüdyodan çıkarıp yollara göndermenin vakti geldi.

gle2

 

Tekerlekler arasındaki devir farkını ortadan kaldıran, yüzde 100 mekanik diferansiyel kilidi otomobilin tabanının altından bulundurulan güçlendirilmiş koruma ve arazi takviyesi gibi özellikler bu SUV’nin tıpkı haleflerinin yaptığı gibi zorlu arazilerin üstesinden gelmesini sağlıyor. Lücke, “GLE’nin detayları dahil birçok öğesi, Mercedes-Benz’in efsanevi off-road araçlarının ruhundan ve onların üstün fonksiyonel cesareti ve kalitesinden ilham slınarak üretildi” diyor. Gerçekten de sadece GLE gibi “gerçek orijinaller” böyle bir geleceği sürdürme umudu taşıyabilir. Bu otomobil insanı mutlu eden bir şekilde, hem geleceğin nasıl olduğuna dair ipuçlar veriyor hem de geçmişe bir bakış atmayı ihmal etmiyor.

 

 

 

 


modeller
  • SON EKLENENLER