mb magazin yazarları Doğu ve Batı’nın buluştuğu İstanbul’u 48 saatliğine CLA 45 AMG 4MATIC ile keşfetti. Detaylar yazımızda!

İstanbul, geçmiş ve bugün arasında olağanüstü zarafeti ile burada. Çağdaş sanat galerileri, tarihi çay bahçeleri ve omuz omuza vermiş yüksek binalarıyla birlikte tam bir minare kenti.
05_MB_ISTANBUL_Motiv_5_Final

İstanbul’un dolambaçlı dar sokakları ve güzel çatı terasları tarihi bir çekicilik sunuyor. Tamamen keşfetmek için ikinci ve daha uzun bir bakış gerekiyor. Buradaki en iyi noktaları bulmak için sanatçı ve illüstratör Ceyhun Güney ile el ele vererek bir takım oluşturuyorlar. Galata Köprüsü’nde gün güneş doğarken başlıyor, ve ilk ziyaretçileri balığını tutmak isteyen balıkçılarla oluyor. Yazarlarımız bu görüntünün karşısında çay ve simit ile huzurun tadını çıkarıyorlar.

03_MB_ISTANBUL_Motiv_6_Final

Bu doğaçlama kahvaltıdan sonra daha fazlasını keşfetmek için, labirent gibi dar sokaklarda gezmeye koyuluyorlar. Karmaşık kültürlere ve tarihe kalıcı ve yakın bir tanık olan Ayasofya Müzesi’nin İstanbul’un en çarpıcı yerlerinden biri olduğunu düşünüyorlar. Fatih ilçesine doğru yoğun baharat kokuları adeta yazarlarımızı çağırıyor. Tezgâhlarda o kadar farklı renkler ve kokular var ki hayran olmamak elde değil. Satıcılarla yüksek sesle selamlaştıktan sonra kendilerini bir Türk geleneği olan hamamlara bırakıyorlar.

02_MB_ISTANBUL_Motiv_04_Final

Tarihi Galatasaray Hamamı öğleden sonra onlara rahatlama ve macera açısından mükemmel bir karışım sunuyor. Güçlü Hamam ustalarının yanı sıra oryantal mimari, geleneksel sabun banyosu ve masaj yağı insanın sadece bedenini değil, aynı zamanda ruhlarını da arındırıyor. Ertesi gün İstanbul’un en iyi bilinen kalabalıklarına doğru iniyorlar. Taksim Meydanı’ndan Tünele kadar bütün sokakları gezdikten sonra yerel ressam ve heykeltıraş Volkan Yılmaz onları gevrek simitleriyle birlikte vapura bindirip, Kadıköy’e götürüyor. Atölyesindeki son eserleri görmek için Arnavut kaldırımlı sayısız antikacıların olduğu sokaklardan geçiyorlar.

04a_MB_ISTANBUL_Text_1_Final

Karaköy’e geri döndüklerinde eski liman alanını, çağdaş sanat galerisini keşfetmeye karar veriyorlar. Bir kez daha halk seçimine güveniyor ve yönümüzü Seyhan Özdemir ve Sefer Çağların Tasarım Ofisi Autoban Müzedechanga tarafından tasarlanan bir restorana çeviriyorlar. Yemeklerin ardından mekânın cömert terası Boğaz’ın bütün güzelliklerini misafirlerimize gösteriyor.
11b_MB_ISTANBUL_Single_4_Final

Mutlu ve doymuş bir şekilde Boğaziçi Köprüsü’nden geçerek İstanbul’un en yüksek tepesi olan Çamlıca’ya ulaşmak için yola çıkıyorlar. Vedalaşma zamanı gelmeden önce son gün batımını ve pırıl pırıl denizi görebilmek için mükemmel bir yer. Veda ederken söyledikleri tek bir cümle oluyor “Teşekkürler İstanbul. Biz geri geleceğiz…”


modelleryaşam
  • SON EKLENENLER