“Canavar” için temizlik sıvısı
“10 litre ligroin mi?” yaşlı kimyager, yanlış duyduğunu sanar. Karşısındakine daha yakından baktığında işitme sorunu ortadan kalkacakmış gibi gözlüklerini düzeltir. Açıkça ortada olan bir şey vardır ki o da bayanın elbisesinin oldukça kirli olduğudur. Kendi kendine bu şekilde halkın içine çıkmaya cesaret eden bir hanımefendinin biraz da olsa çıldırmış olması gerektiğini düşünür. Özellikle de bu bayanın tavırları ve konuşması ile dış görünüşünün tamamen zıt olduğuna bakılırsa. Biraz öfke, daha da çok endişe ile “Bir litre temizleme sıvısı bile elbisenizdeki lekeleri çıkarmak için yeter de artar bile, hanımefendi,” der. Ama kirli elbiseli bu tuhaf kadın dükkandaki tüm ligroin stokunu satın almakta ısrarcıdır. Çünkü niyeti herhangi bir şeyi yıkamak değildir. Yakıt ikmali yapacaktır. Benz Patent Motorlu Arabası ile Dünyanın ilk uzun mesafeli yolculuğunu yapabilmek için… Bu bayanın adı Bertha Benz’dir.

Bertha için “B planı”
On yıllar boyunca çok çalıştıktan ve sonu gelmeyen bir dizi terslikten sonra, 29 Ocak 1886 tarihinde motorlu araba patenti tescil edilerek, Carl Benz’i otomobilin mucidi yaptı. Yine de, Benz ailesinin nasıl olduğuna anlam veremediği bir şekilde, hiç kimse arabayı satın almakla ilgilenmedi. İnsanlık, “yarışmayı kaybeden sporcu” olarak böylesine bir teknik dönüm noktasını red mi ediyordu? Bu, beş çocuk annesi için dayanılmaz bir düşünceydi. Bu yüzden tüm cesaretini topladı: Bertha’nın kendisi Mannheim’dan Pforzheim’a kadar uzun bir yolculuk yaptı ve dünyaya otomobilin ne yapabileceğini gösterdi.

Bir kadının silahları
1888 yılında, güzel bir Ağustos gününün ilk saatlerinde, Bertha Benz, oğulları Richard ve Eugn ile birlikte ve eşine haber vermeden, Benz “Pantentli Motorlu Araba” ile yola koyuldu. Normalde sadece atlar ve at arabalarının kullandığı yollardaki bazı esnemelerin otomobile hiç de uygun olmadığı gerçeği onu yıldırmadı. Yakıtının tükenmesi, vanaların tıkanması veya kopma noktasına gelecek kadar yıpranmış kablolar… Bu yolculuk sırasında karşılaştığı her zorluğa bir çözüm buldu. Çorap bağına, saç tokasına başvurdu ve güzergâhı üzerindeki eczanelerdeki ligroinlerini yağmaladı. Wiesloch’un dışında yakıtı tamamen bittiğinde ve araç, birkaç kilometre boyunca itilmek zorunda kaldığında bile, moralini bozmadı ve yardım istemedi. Her planı başarıyla sonuçlandı: Görenlerin birçoğu, kıyamet habercisi gibi görünen, “dumanlar yayan canavar”dan korkarak dualarla yerlere kapanırken, bazıları aracı denemek istiyordu.

Geç olması, hiç olmamasından iyidir
Fakirlik ve hakir görülmeyle geçen on yıllar, artık tanınma ve refah getiriyordu. Yeniliğin halktan genel kabul görmesi için yıllar geçmesi gerekti. Ama 20. yüzyılda, otomotiv yeniçağın en önemli kültürel gelişmelerinden biri oldu. Artık hiç kimse Benz ailesinin modern yaşama sağladığı bu büyük katkıyı inkâr etmeye cesaret edemez. Ve bunu mümkün kılan bilhassa Bertha Benz’in kendisiydi: Sarsılmaz inancı ve cesareti ile bu başarı hikâyesine en büyük katkıyı sağladı. 95. yaş gününde, Karlsruhe Teknik Üniversitesi tarafından onursal senatör ilan edildi. Zamanının sosyal kısıtlamaları yüzünden öğrenim görmesine izin verilmeyen Bertha Benz, iki yıl sonra öldüğünde, bu dünyadan, hiçbir şeyin ve hiç kimsenin kendisini vizyonlarından vazgeçirmesine izin vermeyen bir kadın olarak, huzur içinde ayrıldı.

İyi bir aileden, kararlı bir kadın
Bertha, kadınların yüksek öğrenim görmesinin hoş karşılanmadığı bir çağda, 1849 yılında doğdu. Bilim adamları, kadınların daha hafif olan beyinlerinin mantıksal olarak çok fazla bilgi alma ve işleme yetisine sahip olmadığı hususunda hemfikirdi. Üstelik çok fazla düşünmek doğurganlıkları için zararlıydı. Ancak Bertha, daha küçük yaşlardayken teknik konularla ilgilenmeye başlamıştı bile. Oldukça varlıklı bir konuma gelmiş bir marangoz olan babası ona ne zaman lokomotiflerin nasıl çalıştığından bahsetse, gözleri parlıyordu. Dokuz yaşında soylu kızların gittiği bir okula gitmesine izin verildiğinde, en sevdiği dersler “fen bilimleri” ile ilgili olanlardı. Bir gün, ailenin anı defterinde “Maalesef yine bir kız” yazdığını gördüğünde, çok şaşırmıştı. Belli ki o doğduğunda bunu yazan çok sevdiği babasından başkası değildi. Efsaneye göre onun yaşamının geri kalanında, harika şeyler başarabilme yetisine sahip olduğunu dünyaya gösterme kararlılığını tetikleyen buydu.

Maceraperest evlilik
Bertha Ringer, evlilik çağına geldiğinde çekici, zeki ve sosyal alanda başarılı bir kadındı. Ve tabi zengin bir aileye mensuptu. Uzun bir talip listesi vardı. Ancak kader, “Eintracht” kulübünün 27 Haziran 1869 tarihinde düzenlediği bir araba gezisinde, meteliksiz genç bir mühendisin Bertha ve annesinin arabasına binmesine hükmetti. Mühendis üzerinde çalıştığı atsız araba konusunu açtığında, genç Bertha kalbini ona kaptırıverdi. Hem de özensiz görünümü ve tuhaf tavırlarına rağmen: Carl Benz, hayatının geri kalanında yanında olmasını istediği adamdı.

Cesur ve kararlı
Babasının tüm nasihatlerine kulaklarını tıkamıştı. Kendisi, servetini çok çalışarak ve akıllıca gayrimenkul yatırımlarıyla yapmıştı. Şimdi onu, orta sınıfın hayat tarzının sunduklarının onların yakınından bile geçemeyeceğini konusunda tekrar tekrar uyarıyordu. Ve maddi sıkıntıların Bertha’nın hakkında hiçbir fikri olmadığı problemleri de beraberinde getireceği konusunda da… Ama hiçbir şey onu evlenme fikrinden vazgeçiremedi. Çalışmalarında da onun yanında olacak vizyon sahibi, içine kapanık bir tamirciyi “iyi bir eş”e tercih etti. Hiç tereddütsüz ve hatta daha evlenmeden önce, tüm çeyizini Benz tarafından kurulan şirketin inşasına yatırdı. İlk yıllar çok zordu, Carl Benz keşfedilmemiş bir tasarım dahisi iken, işletme pek güçlü olduğu alanlardan biri değildi. Şanssızlıklar, genişleyen ailenin peşini bırakmadı. Bertha Benz açlığın, arzunun ve sosyal olarak alay konusu olmanın ne demek olduğunu artık iyi biliyordu. Tüm zorluklara rağmen, eşinin yanından hiç ayrılmadı.


yaşam
  • SON EKLENENLER